Çocukken seyretmiştim Guguk Kuşu filmini. Jack Nicholson başroldeydi. Bir akıl hastanesinde kurallara karşı gelen hasta McMurphy’i oynuyordu. Hastane yöneticileri filmin sonunda bir türlü başedemedikleri McMurphy’nin beynine şok vererek onu yaşayan bir ölüye dönüştürmüşlerdi. Filmin sonunda hepimiz gözyaşlarımızı silerek sinemadan çıkmıştık.

 

Nöromarketing üzerine çalışmaya başlayınca öğrendim bu yöntemin adını: Electroconvulsive Therapy, yani ECT. Beyinde bir bölgeyi elektrik akımı vererek ‘reset’lemeye yarıyor. Her ne kadar literatür bu yöntemin depresyon tedavisindeki olumlu sonuçlarına yer verse de, bendeki olumsuz algısı o filmden beri hiç değişmedi.

 

ECT bugün sadece ilaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda kullanılıyor ve uygulama sayısı her yıl azalıyor. Bunun yerine ya DBS gibi ameliyatla beyin içerisine yerleştirilen elektrodlar, ya da TMS gibi dışarıdan manyetik alan oluşturarak nöronları uyaran yöntemler alıyor. Bu uygulamalarla depresyon, Alzheimer, Obsesif Kompülsif Bozukluk, Parkinson ya da Tinnitus denilen kulak çınlaması gibi hastalıklar tedavi ediliyor.

 

Bütün bu yöntemlerin yanında algı ve etki alanı olarak çok farklılaşmış bir uygulama daha var: Transkraniyal Doğru Akım Uyarımı (tDCS). Beyni dışarıdan birkaç miliamperlik zayıf elektrik akımıyla uyararak, farklı bölgeleri çalıştırmak için kullanılıyor. Örneğin felç sonrası konuşma zorluğu çeken hastalara uygulanıyor.

 

İşin güzel yanı, elektrodları ters taktığınızda beynin bu bölgesini yavaşlatmanız da mümkün. Bu yüzden, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (ADHD) tedavisinde de kullanılıyor.

 

Klinik deneyleri raporlayan clinicaltrials.gov sitesine göre tDCS üzerine son yıllarda yapılmış 580 akademik çalışma ve 2000’den fazla rapor mevcut. Sonuçlara bakarsanız, tDCS’nin inanılmaz bir etkisi var.

 

Doğru bölgeye uygulandığında öğrenmeyi kolaylaştırıyor, aynı zamanda karmaşık işleri daha kolay yapabilmeyi sağlıyor. Beyinde dilin algılanmasını sağlayan Wernicke alanına uygulandığı zaman yabancı dil öğrenmeyi hızlandırıyor. Hatta Queen Mary Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre tDCS, beynin yaratıcılık bölümünü tetikleyip yaratıcılığı artırabiliyor. Bu yüzden beyne akım veren bantlara ‘yaratıcılık şapkası’ gibi isimler takılıyor.

 

The Guardian gazetesinde yayınlanan bir makaleye göre, Ohio’daki ABD Wright-Patterson Hava Kuvvetleri Üssü’nde pilotların, drone operatörlerinin ve benzeri zorlu beyinsel güç gerektiren personelin üzerinde yapılan bir deneyde tDCS uygulanan askerlerde beyinsel fonksiyonlar gözle görülür biçimde artıyor. Yöntem kafeinden ve Modafinil, Ritalin gibi performans artırıcı ilaçlardan bile etkili görünüyor.

 

DARPA’ya  (Defence Advanced Research Projects Agency) göre keskin nişancılar hedefi tutturmayı bu yöntemle iki kat daha hızlı öğreniyorlar.

 

Doping kurallarını -henüz- ihlal etmediği için 2016 Rio Olimpiyatlarında birçok sporcunun bu yöntemi uyguladığı biliniyor. Amerikan Kayak ve Snowboard Derneği, olimpiyatlara katılan sporcularda bu yöntemle ortalama %11-13 performans artışı yaşandığını aktarıyor. Yöntemi kullanan bisikletçilerde aşırı zorlanmadan kaynaklanan bayılmalarda belirgin bir azalma var. Halo Neurosciences şirketinin sadece antreman yapan sporcular için kablosuz bir modeli mevcut.

 

Oxford Üniversitesi’nden gelen bir araştırma, sürekli kullanımda etkilerin altı aya kadar uzayabileceğini iddia ediyor.

 

Mucize gibi geliyor kulağa değil mi? Tak elektrodları, hiç koşamadığın kadar hızlı koş, hiç öğrenemediğin kadar hızlı öğren, hiç olmadığın kadar yaratıcı ol! Çok mu geldi? Bir çırpıda elektrodların yerini değiştir, geri viteste yavaşlat beynini. Rahat uyu, huzur bul!

 

İşe bir de diğer tarafından bakalım.

 

Bu konuda yapılmış en kapsamlı meta-analiz Avustralya’da Melbourne Üniversitesi’nden geliyor. Sonuçlara bakılırsa, tDCS bir işe yarıyor, ama tam olarak ne işe yaradığını söylemek pek mümkün değil. Çünkü her araştırma, insan bedeninde farklı bir alanda ilerleme ve değişmeden bahsediyor.

 

İşin kötü yanı, araştırmacılar beynin belirli fonksiyonlarında gelişmeleri raporlarken, bunun tüm katılımcılar için geçerli olmadığından bahsediyorlar. 2014 yılında Roi Cohen Kadosh’un Journal of Neuroscience’da yayınlanan makalesine göre tDCS, matematik problemleriyle karşılaşınca kaygılanan deneklerin performansını artırıyor. Ama matematik konusunda kendinden emin deneklerde performans tam tersine düşüyor.

 

Bugün piyasada satılan 20 kadar tDCS cihazı var. Fiyatları $75’dan başlıyor. Hatta internette $20’a kendi cihazınızı nasıl yapacağınızı anlatan siteler var. Cihaz üreticisi Caputron’un geçen seneki satışları 20.000 adet ve bu sene %100’lük bir artış bekliyorlar. Geçen sene Thync akıllı telefonlarla kontrol edilen bir modeli piyasaya sürdü bile.

 

 

Kullanımı ilk yaygınlaştığında doktorlar kortizonu iki ucu keskin bıçak olarak adlandırmışlardı. Anlaşılan tDCS ile başka bir keskin bıçak hayatımıza giriyor.

 

 

 

DBS: Deep Brain Stimulation

TMS: Transcranial Magnetic Stimulation

 

Beynin Fabrika Ayarlarıyla Oynamak

26 Eylül 2017 / Dr. Engin Baran